Libya’daki Son Gelişmeler

2020-01-20
Libya’daki Son Gelişmeler

|Siyasi| Analiz

Libya’daki Son Gelişmeler

 

 ABD ajanı Hafter güçleri ile Avrupa ajanı Serrac güçleri arasında aralıklarla süregelen çatışmalar sonrası Hafter güçleri, başkent Trablus’a yeni saldırı başlattı. Hafter ve onun arkasındaki Amerika, Trablusu ele geçirebileceklerini düşünüyorlar mı? Bu şiddette ve ölçekte çatışmaların patlak vermesini gerektirecek ne gibi bir gelişme oldu? Ayrıca Türkiye’nin Trablus’taki Fayez es Serrac hükümetine verdiği desteğin hakikati nedir? Rusyanın Libya’ya girdiği doğru mudur bu sadece bir gözdağı mıdır? Almanyanın çağrıda bulunduğu Libya konulu Berlin Süreci toplantısından ne bekleniyor?

 

 

Söz konusu soruların yanıtlarını vermek için aşağıdaki hususlara bir göz atacağız:

 

Birincisi: Amerika, Libya’daki çatışmada ajanı Hafter’i güçlü bir unsur olarak dayatmayı başardıktan sonra, Amerikan ajanının kontrolündeki bölgeler ile İngiliz ve Avrupa ajanlarının kontrolündeki bölgeler olmak üzere Libya ikiye bölündü. Amerika, özellikle Mısır aracılığıyla ajanı Haftere verdiği askeri desteği artırdıktan sonra Libya’daki nüfuzunda peyderpey güç kazandı. Hafter tarafından Libya’nın güneyine gerçekleştirilen saldırıda bu nüfuz açıkça görüldü. Özellikle Hafterin 2019 Nisan ayı başlarında Trablus’a düzenlediği saldırı sonrası Avrupa nüfuzunda bir gerileme oldu. Hafter ve onun arkasındaki Amerika, Trablus’taki Avrupa ajanı es Serrac hükümeti üzerindeki baskısını artırmak istedi ve bunu, siyasi müzakerelerde aslan payı elde etmenin bir yolu olarak benimsedi. Böylece Hafter, güneyde kontrolü sağladıktan sonra Cezayirin protestolarla boğuşmasından da yararlanarak Nisan 2019’un başlarında Trablus’a bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda Hafter güçleri üstün geldi. Amerika, Trablus merkezli uluslararası tanınırlığa sahip Ulusal Mutabakat Hükümeti döngüsünden çıkmak istedi. Bu yüzden resmi bir hükümet yetkilisi ile temas kurar gibi Hafter ile açıktan temas kurdu. ABD Başkanı Trump, Hafter ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. [22.01.2017 Skynews Arapça]

 

İkincisi: Buna karşın Avrupa, Libya sorununu siyasi olarak gündeme taşıdı. Almanya Şansölyesi Merkel, Libya krizinin çözümü için Berlinde uluslararası bir konferans düzenlenmesi çağrısı ve girişiminde bulundu. Ancak bu girişim için henüz bir tarih belirlenmedi. Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleşmesi beklenen konferans için henüz bir tarih belirlenmedi.[07.12.2019 Deutsche Welle] Fakat bu ayın sonlarında gerçekleşebileceği ile ilgili medyada doğrulanmamış bazı haberler yer aldı. Berlin Süreci, Avrupa’nın arzuladığı ve G7 zirvesinden bu yana planladığı girişimin ete kemiğe bürünmesidir. G7 ülkeleri, Libya’daki çatışmaları sona erdirmek için uluslararası bir konferans düzenlenmesi çağrısı yaptı. Fransa’nın Biarritz kasabasında yapılan G7 Zirvesi’nin ardından yapılan açıklamada, tüm ilgili tarafların ve bölgesel aktörlerin konferansta yer alması gerektiği belirtildi. [26.08.2019 El Kuds el Arabi] Avrupa ülkeleri, Libya’daki ajanlarını ve dolayısıyla nüfuzunu korumak için Berlin Süreci’ni bir umut ışıltısı olarak görüyor. “es Serrac, Salı günü Trablusta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile görüştü. Di Maio, Libyada güvenlik ve istikrarı sağlama çabalarını destekliyoruz. Bu krizde tek yol diplomatik çözümdür. Burada askeri çözüm olamaz. Berlin Süreci’nin Libya krizi ile ilgilenen ülkeler arasında “konsensüsü” sağlayacağını umuyoruz. ifadelerini kullandı.” [17.12.2019 www.independentarabia.com]

 

Üçüncüsü: Öyle görünüyor ki Amerika, Avrupanın Berlin Sürecini baltalamak istiyor. Özellikle ABDnin Libya Özel Temsilcisinin belirlediği koşullar altında Berlin Süreci’nin gerçekleşmesi için uğraşıyor. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Berlin Süreci’nin düzenlenmesinden önce üç şart belirlediğini açıkladı. Güvenlik Konseyinde yaşanan bölünmüşlük nedeniyle krizin çözümüne ilişkin hareket alanının son derece zorlaştığını vurguladı.” [13.11.2019 alwasat.ly] BM Özel Temsilcisinin ayak sürümesi, Amerikanın, Berlin Süreci’nin düzenlenmesi konusunda ayak sürüdüğünü gösteriyor. Görünüşe göre toplantı tarihinin belirlenmesinde yaşanan zorluğun nedeni de bu! Fakat Amerika, bununla da yetinmeyerek, Rusya ve Türkiye’yi Libya sahasına soktu. Böylece Avrupanın çabalarını felce uğratacak şekilde Libya ile ilgili bölgesel ve uluslararası kartlar yeniden karıldı. Dolayısıyla Rusya ve Türkiye’nin Libya sahasına girişi, daha düzenlenmemiş olan konferansı etkiledi. Onun için Avrupa, Amerika ile birlikte çözümün kilit bileşeni olamaz. Aksine Avrupa ABD ile çekişmektedir, Rusya ve Türkiye bile önünde yer almaktadır. Bunun için Avrupanın rolü zayıflıyor. Bu nedenle düzenlense bile konferanstan çıkacak sonuçlar Avrupanın umduğu gibi olmayacaktır! Avrupa, konferansı desteklemek ve her şekilde katılım sağlamak için Amerika’nın konumunu etkilemeye çalışıyor. O kadar ki Avrupalı yetkililer, Amerika’yı zor durumda bırakmak için uğraşıyor. Amerika adına konferansa ilgiyle yaklaştığını söylediler! Almanya Dışişleri Bakanı Maas, İtalyan mevkidaşı Luigi Di Maio ile düzenlediği ortak basın toplantısında, ABD, Berlin sürecine son derece ilgiyle yaklaşıyor ve başarılı olması için etkisini kullanacak” şeklinde konuştu.[10.11.2019 Eanlibya] Yani açıklamayı yapan Amerika değil! Amerika’nın gözü ise Libya sahasında. Berlin konferansının hazırlık toplantısı sonrası ABD’nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, 17 Eylül 2019da Berlin Süreci’ne davet edilmemesine rağmen Cezayir’e gitti. Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum ile bir araya geldi... [02.11.2019 El Kuds el Arabi] Bu da Amerika’nın gözünün Cezayirin üstünde olduğu ve Libya’da Haftere karşı Cezayir’in askeri operasyona girişmesinden korktuğunu gösteriyor.

 

Dördüncüsü: Amerika’nın, Avrupa’nın dolayısıyla da es Serracın konumunu zayıflatmak için Rusya ve Türkiye’nin Libya sahasına girişiyle kartları yeniden nasıl kardığına gelince:

 

A- Amerika, Libyaya girmesi ve ajanı Hafteri desteklemesi için Rusya’ya yeşil ışık yaktı. Rus güvenlik şirketi “Wagner” Libya’da belirdi. Bu şirket, Irak’taki Amerikan suç şirketi Blackwaterın Rus muadilidir. Görünüşe göre Amerika, Hafteri desteklemek üzere Wagnerşirketinin Libyaya girmesi için Rusyaya telkinde bulunmuştur. Söz konusu şirket, elektronik harp sistemleri / jammer sistemleri gibi modern Rus askeri teçhizatları ile donatılmış bir şirkettir. Bu yüzden Libya’daki hasımlarına karşı Hafterin askeri üstünlük kurmasının önemli bir unsuru haline gelmiştir. Başkan Putin’e son derece yakın bir şirkettir ve yurtdışında askeri kontratlar yoluyla paralar kazanıyor. Rusya Devlet Başkanı Putin, Amerikanın taleplerine yanıt verildiğini itiraf etti: “Biz, Rusya olarak Serrac hükümeti ve Hafter ile temas halindeyiz. [19.12.2016 Russia Today] Aynı zamanda Amerika da Hafteri destekliyor. Beyaz Saray tarafından yapılan yazılı açıklamada, Trumpın Mareşal Hafterin terörizme karşı mücadele ve Libyanın petrol kaynaklarını güvenlik altına almadaki rolünü kabul ettiği belirtildi. [24.11.2019 Deutsche Welle] Amerika, Libya’nın Rusya ile ABD arasında bir çatışma sahası olarak görülmesi arzusundadır. 24 Kasım 2019da Deutsche Welle, ABD devlet kurumlarından Rusya’nın, Libya halkının iradesine karşı verilen mücadeleyi istismar etme girişimleri karşısında Libya’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini aktardı.

 

B- Türkiye’nin Libya krizindeki rolü, çarpıcı bir şekilde ön plana çıkmıştır. Türkiye 27 Kasım 2019da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayez es Serrac, Ankara ile Trablus arasında güvenlik ve askeri işbirliği ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası imzaladı. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, Aynı şekilde Libya’da Mısır’ın ne işi var? Libya’da Abu Dabi yönetiminin ne işi var? dedi. Rusyanın rolü ile ilgili olarak Erdoğan, Libya’da, Wagner denilen kuruluş vasıtasıyla bunlar adeta Hafter’in paralı askerleri olarak onun yanında görev yapıyorlar. Parasını kimler veriyor malum. Böyle bir durum söz konusu ve bütün bunlar karşısında tabi ki bizim seyirci kalmamız doğru değil. Biz de elimizden geleni şu ana kadar yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. ifadelerini kullandı. [20.12.2019 el-Cezire] Kısa bir süre sonra Erdoğanın projesi TBMMde kabul edildi. Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümetine destek vermek üzere Libyaya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi dün akşam saatlerinde 184 aleyhte oya karşı 325 oyla TBMMde kabul edildi. Tezkere, Ankara’nın Trablus’taki Halife Hafter güçlerine karşı savaşta uluslararası tanınırlığı sahip hükümet güçlerine destek vermek için danışmanlar ve eğitmenler gibi muharip olmayan güç göndermesine izin veriyor.” [02.01.2020 BBC Arapça]

 

Beşincisi: Türkiyeyi Libya’ya sokan ABDnin hedeflerine gelince, bu Erdoğan’ın açıkladığı gibi es Serrac hükümetini desteklemek değildir. Aksine derinlemesine araştırılıp incelendiğinde, Türkiye’nin Libya’ya sokulmasında lokal, bölgesel ve uluslararası hedeflerin olduğu görülür. Racih olan görüş şudur:

 

1- Lokal açıdan: es Serrac hükümeti güdümünde ılımlı İslamcılarolarak kabul edilen çok sayıda silahlı grup yer alıyor. Asker göndermeden önce bile Türkiye’nin bu gruplarla teması vardı. Onun için bu grupları ölüme sürüklemesi çok kolay. Tıpkı Suriye’de yaptığı gibi. Suriye’de bölgeleri katil Beşşara teslim etmeye grupları sevk etmişti. O yüzden Türkiye, Libya’da Hafter karşısında es Serrac hükümetini zayıflatmak ve sadakatini kazanmak için savaşa giriyor. Es Serrac, Erdoğan’ın Amerika’nın yörüngesinde hareket ettiğini, destek vermek için değil, aldatmak için asker gönderdiğini bilmelidir. Gruplar, hassas bölgelerden çekilmeleriyle zayıflayacaklar, böylece Hafter kefesi ağır basacaktır. Nitekim Suriye’de böyle olmuştu. Ama es Serrac, Avrupa ile bir plan dâhilinde Türkiye’ye yakınlaşarak Amerika’yı sıkıştırmak istedi. Onun için uluslararası tanınırlığa sahip bir hükümet olarak herhangi bir devletten yardım isteme hakkına sahip olduğu için Erdoğan Türkiyesini Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni desteklemeye zorladı. Akabinde Avrupa, Türkiye ve onun arkasındaki Amerika sonra da Mısır’ın askeri müdahalesine karşı uluslararası arenada yaygara kopardı. Es Serrac ve onun arkasındaki Avrupa, bu sıkışıklık ve yaygaranın, Amerika, Hafter ve Mısır’ın es Serrac üzerinde kurdukları baskıyı hafifletmeye etki edeceğini tahmin ediyor.

 

2- Bölgesel açıdan: Mısır, mevcut koşullar nedeniyle Cezayir’in es Serrac hükümetini desteklemesinin zor olduğu bir dönemde, Türkiyenin Libya’ya askeri desteğini gerekçe göstererek Hafter’e verdiği desteği güçlü bir şekilde artırabilir. Libya’ya savaşmak üzere doğrudan asker gönderebilir. Türkiye’nin, es Serrac hükümetine verdiği destek sembolik olacak, Suriyede yandaş gruplara verdiği destek kadar önemli ve ciddi olmayacaktır. Kaldı ki Türkiye, Libyaya bayağı uzaktır. Onun için destek açıklamaları yaygaradan öteye geçmeyecektir. Suriyede olduğu gibi Türkiyenin destek tuzağına ve serabına düşürmek için Libya güçlerine azcık destek sunabilir.

 

3- Uluslararası açıdan: Türkiyenin askeri müdahalesi, Libya sahasını Rusya ile Türkiye arasında gelgit alanına dönüştürecektir. Şuan bu oluyor. Erdoğan, açıklamalarında Rusyanın Libya’daki askeri varlığını hedef aldı. Rusya ise Türkiye’nin askeri müdahalesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Ardından bu açıklamaları başka açıklamalar izledi. Türkiye ve Rusya, Libya konusunda yaptıkları anlaşmalar hakkında karşılıklı açıklamalar yaptılar. Bu, Suriye’deki olaylarda Türkiye-Rusya entrikalarına çok benziyor.

 

4- Erdoğanın, petrol ve doğalgaz sondaj çalışmaları için es Serrac ile böyle bir anlaşma yapıldığına dair kamuoyunu kandırmasına gelince, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Libya’yla deniz yetki alanlarının mutabakatına yönelik bir anlaşma yapılmıştı. Meclisimizden geçti, Libya hükümetinde de onaylandı. Şu anda bunların BM’ye gönderilmesi ve tescil aşamasındayız. Bu süreç de tamamlandıktan sonra yeni alanlarda Enerji Bakanlığı olarak petrol ve doğalgaz arama ve üretim ruhsatlandırma çalışmalarını başlatacağız. Öyle tahmin ediyorum ki, 2020’nin ilk aylarında bu süreci başlatmış oluruz” diye konuştu.” [18.12.2019 Reuters] Görünen o ki Erdoğan, sanki askeri müdahalesinin arkasında petrol ve doğalgaz arama çalışmaları varmış gibi kandırmak için bunu bir fırsat olarak gördü ve bu yüzden bu anlaşmayı imzaladı. Çünkü 2018 Ekim ayından bu yana Antalya açıklarında (100 km) Akdenizde yürütülen doğalgaz sondaj çalışmaları, pek ciddi çalışmalar değildi. Havanda su dövmek gibiydi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, bir gemi göndermelerine rağmen henüz petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına başlamadıklarını itiraf etti. Şimdiyse bakan, petrol ve doğalgaz arama çalışması yapacaklarını ve Türkiye’nin çıkarları için Libya’ya askeri müdahalede bulunacaklarını söyleyerek kamuoyunu kandırıyor. Oysa Libya’da oynayacağı hilekâr rol Amerika yararına olacaktır.

 

Altıncısı: Trablus savaşı kararına gelince, son aylarda Hafter kefesinin ağır basmasını sağlayan bazı faktörler ortaya çıkmıştır:

 

1- Amerika’nın, Rusya ve Türkiye’yi Libya sahasına sokmasıyla, daha önce de açıkladığımız gibi Mısırın rolünün etkin bir şekilde artmasıyla Avrupa için yarattığı bu karmaşık sahne karşısında Hafter, Trablus’taki askeri operasyonlarını tırmandırdı. Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, 12 Aralık Perşembe akşamı belirleyici savaşın ve Trablus kentine doğru ilerlemenin başladığını duyurdu. Hafter, Libya el-Hades televizyonunda yaptığı konuşmada, Trablus’taki tüm askeri birlikler için Trablus’un hürriyetine kavuşmasına sıfır saat kaldıaçıklamasında bulundu. Bugün belirleyici savaşı ilan ediyoruz ve başkentin kalbine doğru ilerliyoruz... dedi.” [12.12.2019 Deutsche Welle] Askeri operasyonlar tırmanarak devam ediyor.

 

2- Rusya’nın özellikle Wagner şirketinin Hafter tarafında yer alması. Amerika, müdahale etmek ve ajanını desteklemek için Rusya’ya yeşil ışık yaktı. Wagner, jammer sistemleri gibi modern Rus askeri teçhizatı ile donatılmış bir şirkettir. Dolayısıyla Hafterin, Libyadaki hasımlarına karşı askeri üstünlük sağlamasında önemli bir unsur haline gelmiştir. Rusya Devlet Başkanı Putin, Amerikanın taleplerine yanıt verildiğini itiraf etti. “Biz, Rusya olarak Serrac hükümeti ve Hafter ile temas halindeyiz. dedi. [19.12.2016 Russia Today]

 

3- Türkiye’nin Libya sahasına müdahalede bulunması. Es Serrac hükümeti güdümünde “ılımlı İslamcılar” olarak kabul edilen çok sayıda silahlı grup mücadele ediyor. Müdahaleden önce de Türkiye’nin o gruplarla teması söz konusuydu. Onun için Türkiye’nin bu grupları ölüme sürüklemesi çok kolay, tıpkı Suriye’de yaptığı gibi. Suriye’de bölgeleri katil Beşşar’a teslim etmeye grupları sevk etmişti. O yüzden Türkiye, Libya’da Hafter karşısında es Serrac hükümetini zayıflatmak ve sadakatini kazanmak için savaşa giriyor. Es Serrac, Erdoğan’ın Amerika’nın yörüngesinde hareket ettiğini, destek vermek için değil, aldatmak için asker gönderdiğini bilmelidir. Öte yandan Türkiyenin es Serracı desteklemek için Libya’ya askeri müdahalede bulunduğunu duyurması, Mısır’ın, Libya’ya müdahalesini gizli tutmayarak açıklaması için bir başlangıç olacaktır!

 

4- Türkiye-Rusya düzenbazlığı. Türkiye, es Serracı desteklemek için askeri müdahalede bulunduğu görüntüsü veriyor. Erdoğan da Hafter’e destek verdiği için Rusya’yı hedef alan açıklamalar yapıyor. Rusyanın rolü ile ilgili olarak Erdoğan, Libya’da, Wagner denilen kuruluş vasıtasıyla bunlar adeta Hafter’in paralı askerleri olarak onun yanında görev yapıyorlar. Parasını kimler veriyor malum. Böyle bir durum söz konusu ve bütün bunlar karşısında tabi ki bizim seyirci kalmamız doğru değil. Biz de elimizden geleni şu ana kadar yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. ifadelerini kullandı.” [20.12.2019 el-Cezire] İki gün sonra da Putinle telefonda görüştüğünü açıkladı! Dışişleri bakan yardımcısı, savunma bakan yardımcısı ile istihbarattan ve ulusal güvenlikten oluşan bir heyetle, kısa bir zaman içerisinde arkadaşlarımız Moskova ziyareti yapacaklar.Dedi. [18.12.2019 NTV] Yani Rusya, sabah akşam Suriye halkına hava saldırısı düzenlerken, hem onunla görüşüyor hem de işbirliği yapıyor. Aynı zamanda da münafıklık yapıp Suriye halkını ve grupları desteklemek için Suriyeye girdiğini söylüyor! Sanki oyun oynuyor gibiler. Gizli kalacağını sanıyorlar ama deşifre olmuş durumda! 20 Aralık 2019da El Cezire sitesinin İtalyan Corriere Della Sera sitesinden aktardığına göre Libya sahnesi Türk-Rus oyununa tanıklık ediyor. Nitekim Karadeniz’de her iki taraf arasında şekillenmeye başlayan bir anlaşma söz konusu. Suriyedeki barış deneyimini Libyada da tekrarlamaya hazırlar.Türkiye- Rusya düzenbazlığının deşifre oluşu, Hafter’in çalışmalarını kolaylaştırarak etkinleştiriyor.

 

Bu dört faktör, Hafterin konumunu destekliyor. Trablus’taki savaşı tırmandırması için motive ediyor ve onu buna teşvik ediyor. Tabii ki, bu faktörler, Amerikanın yönetimi ve planlaması iledir. Hafter açısından durum böyle. Es Serrac açısından ise, şüphesiz Avrupa özellikle İngiltere, Fransa ve İtalyanın desteğine sahip. Buna ek olarak silahlı gruplar özellikle de Misrata savaşçıları dayanıklı ve serttir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi müdahalelerin devam etmesi, Trablus üzerindeki askeri baskının artması ve Türkiye’nin es Serrac güçlerinin sadakatini kazanması, Libyadaki Avrupa etkisinin sarsılmaya başladığı anlamına gelir. Libya’daki İngiliz ve Avrupa yanlısı devasa siyasi ortamın, özellikle de Amerikanın, Rusya ve Türkiye’yi Libya sahasına sokarak kartları yeniden karmasından sonra sarsılan bu nüfuzunu kurtarması çok zor. Yani, gerçekleşen olaylar ve verilere göre Libya’da hüküm süren Avrupa etkisinin, daha önce olduğu gibi eskiye dönmesi artık zor. Bununla birlikte öngörülebilir gelecekte krize askeri çözüm bulunması kolay değil. Bu nedenle siyasi çözüme dönülmesi bekleniyor. Taraflar, askeri çözüm bulamazlarsa, kapitalistler olarak uzlaşı yöntemini tercih edecekler, askeri üstünlüğe göre siyasi kazanımlar elde edeceklerdir. Şu an askeri üstünlük, Hafter’den yani Amerika’dan yana.

 

Yedincisi: Sonuç olarak Müslüman ülkelerin, sömürgeci kâfirlerin ve küfrün çıkarlarına hizmet etmek için soydaşlarımızdan araçlarla rekabet ettikleri bir savaş alanına dönmesi acı verici. Çarpık ve kırık koltuklarında kalabilmek için Müslüman ülkelerdeki yöneticiler, kâfirleri dost ediniyorlar! Bu yöneticiler, akıbetin muttakiler için olduğunu bilmiyorlar. Nihai zafer İslam ve Müslümanlarındır. Pişman olacaklar ama son pişmanlık fayda etmeyecek.

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ  İşte kalplerinde bir hastalık bulunanların, Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruzdiyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. [Maide 51-52]

 

                                                                                                                               H.11 Cumade’l Ûlâ 1441

                                                                                                                               M.06 Ocak 2020