HAFTALIK GÜNDEM DEĞERLENDİRME

Sahte Telegram Hesabından Bilgi Notu Oluşturuldu 

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, Türkiye gündemini meşgul eden önemli konuları değerlendirdi. -KIBRIS ÇIKARMASI VE MÜJDELER  -SURİYE SINIRINDAKİ GELİŞMELER VE TÜRKİYE’DEKİ MÜLTECİ DÜŞMANLIĞI  -SAHTE TELEGRAM HESABINDAN BİLGİ NOTU OLUŞTURULDU 

Haftalık Değerlendirme Toplantısı


KIBRIS ÇIKARMASI VE MÜJDELER 
Bayram tatili bitti ve Türkiye gerçek siyasi gündemlerle tekrar yüzleşmeye başladı. Malum bayram tatili sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine bir ziyaret gerçekleştirdi ve bir müjde açıkladı. Bu ziyarete geçerken havaalanında Afganistan ile ilgili söylediği bazı sözler de vardı biliyorsunuz. Önce bu açıklamasına biraz değinmek istiyorum, sonra da Kıbrıs ziyaretine... Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk askerinin Afganistan Havalimanı'nı koruma planı ve Taliban'ın buna karşı gelmesiyle ilgili şu ifadeleri kullandı: “Taliban'ın Afganistan'daki yaklaşımı bir Müslümanın diğer Müslüman'a yaklaşımı değildir. Taliban’ın kardeşlerinin topraklarını işgal etmeyi bırakmaları lazım.”


Şimdi bu açıklamayı biraz değerlendirelim Kıymetli Müslümanlar! Müslümanın diğer Müslüman’a yaklaşımı nasıl olmalı? Müslüman diğer Müslümanı kardeş bilmeli ve onun düşmanını da düşman bellemeli değil mi? Türkiye halkı ile Afganistan halkı Müslüman halklar ve kardeş haklar. ABD ise Afganistan’ın bir numaralı düşmanı. ABD yıllardır Afganistanda işgalci... Peki şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan neden Amerika’yı dost belliyor, neden ABD için müttefikimiz diyor. Şimdi söyler misiniz buradaki Müslümanca yaklaşım nedir? Kim Müslümanca yaklaşım sergiliyor kim aldatıyor? Kim işgalci, kim direnişçi? Türkiye, 20 yıla yakındır Afganistan'da katliam yapan ABD ile NATO şemsiyesinde işgale ortak oluyor. 20 yıldır Afganistan'da ABD'ye işgalci diyemeyen Erdoğan, şimdi kalkmış Taliban'a işgalci diyor. Sayın Erdoğan, siz Müslümanların aklıyla alay mı ediyorsunuz? Yoksa Amerika ile olan dostluğunuz, Amerika’ya yaranma isteğiniz aklınızı başınızdan mı aldı? Müslümanları katleden kafir Amerika ve NATO’nun yanında sizin ne işiniz var? Siz kimin kardeşisiniz?


Aslında işin gerçeği şudur kıymetli Müslümanlar. Bir tarafta işgalci Amerika’ya karşı dinini ve topraklarını savunan Taliban. Diğer tarafta o işgalci kâfirlerle işbirliği yapan Türkiye ve kukla Afgan hükümeti. Taliban’ı eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, hatalarını söyleyebilirsiniz. Lakin asıl işgalcilerle bir olup Müslümanları itham etmek, onlara işgalci demek ihaneti perdeleme çabasından başka bir şey değildir. Allah mazlum Afgan halkının ve mücahitlerin yardımcısı olsun. Allah Afganistan’daki kirli planı sahiplerinin başına geçirsin. Allah Türk ordusunu kafir Amerika’nın vekili olmaktan kurtarıp İslam’a ve Müslümanlara yardımcı kılsın.


Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs ziyaretine. Malumunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan günler öncesinden adayı ziyaret edeceğini ve burada bir müjde vereceğini söylemişti. Türkiye kamuoyu merak içinde bu müjdenin ne olduğunu bekledi. Nihayet Lefkoşa’da Meclis Özel Oturumu’nda milletvekillerine hitap eden Erdoğan “Kıbrıs’ta duyuracağım” dediği müjdesini açıkladı. Ancak yine dağ fare doğurdu. Yine algılar gerçeklerin önüne geçirildi. Müjde’nin içinden Kıbrıs’a yapılacak Külliye ve millet bahçesi çıktı. 


Değerli Müslümanlar!
Asırlarca İslam Hilafetinin himayesinde yaşayan Kıbrıs adası 1914 yılındaki İngiliz işgali ve Lozan’da peşkeş çekildiği günden beri çözümsüzlük girdabında kıvranıp duruyor. İngiltere hala adanın tek hakimi konumunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan sömürgeci İngiltere’yi adadan kovmak yerine Kuzey Kıbrıs’taki Cumhurbaşkanlığı binasının İngilizlere ait bir gecekondu olduğunu söylemekle yetiniyor. Kıbrıs davasının büyük bir dava olduğuna vurgu yapıyor fakat büyük adımlar atma iradesini ortaya koyamıyor. İzzet ve itibarı İslami duruşta değil Külliye ve saraylarda arıyor. 


Kıymetli Müslümanlar! 
Türkiye’nin on yıllardır izlediği yanlış politika adadaki çözümsüzlüğü daha da derinleştirdi. Eğer ki Türkiye, tutarlı, ilkeli ve istikrarlı davranabilseydi, bu sorunu yıllar öncesinde çözerdi. Ama çözülmedi, çözülmüyor ve bu gidişle de çözülmeyecek. Zira çözüm; irade, kararlılık ve cesaret gerektirir. Türkiye Kıbrıs’ı kendisine ilhak etmeli ve vilayetlerinden biri haline getirmeliydi. Bunu yapsaydı Kıbrıs’ın çetrefilli sorunlarıyla, dış müdahalelerle uğraşmazdı. En fazla kendi iç meselesi olarak içeride sorunu çözerdi. ABD’nin bölgeye müdahaleleri sürdüğü sürece, İngiltere adadaki üslerinde kaldığı ve garantör ülke vasfını koruduğu sürece Kıbrıs meselesi çözülmez. Avrupa Birliği Kuzey Kıbrıs’ı yok sayan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığı sürece bu mesele çözülemez. 


Şimdi buradan yöneticilere sesleniyorum. Sizin Kıbrıs politikanız nedir? Kıbrıs’ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Hala Birleşmiş Milletler himayesinde, garantör ülkeler eşliğinde, uluslararası mahfillerde pişirilmiş projelerde mi çözüm arıyorsunuz? yoksa Hz. Osman’dan bize emanet olan, aynı zamanda bir Osmanlı bakiyesi olan Kıbrıs için kalıcı gerçek bir çözüm mü arıyorsunuz? Sömürgeciler arasında paylaşılan muazzam servetlerin ucundan köşesinden nemalanmaya mı çalışıyorsunuz? Yoksa eşsiz stratejik konumu olan Kıbrıs’ın tamamına ve Akdeniz’in enerji kaynaklarına sahip olmak ve bu zenginlikleri halkınızın yararına kullanmak için mi çalışıyorsunuz? Sizlere şunu hatırlatıyorum! Kıbrıs İslam toprağıdır. Şehitlerin kanlarıyla alınmıştır. Tek bir karış toprağı dahi satılamaz, devredilemez. Külliye ve Millet bahçesi gibi popülist politikalarla Kıbrıs halkına itibar kazandırılamaz. Kıbrıs için gerçek itibar aslına rücu ettirilmesidir. Adanın bir bütün olarak Türkiye topraklarına ilhak edilmesidir. Bunun yapılabilmesi için Raşid-i Hilafet Devletinin yeniden kurulması gerekiyor.


SURİYE SINIRINDAKİ GELİŞMELER VE TÜRKİYE’DEKİ MÜLTECİ DÜŞMANLIĞI 
Son dönemde Türkiye’nin Suriye sınırında özellikle de İdlib bölgesinde bazı gelişmeler yaşanıyor. ABD tarafından siyasi olarak, Rusya ve İran tarafından askeri olarak desteklenen Esed rejimi, son 1,5 ayda İdlib'de ateşkesi en az 800 kez ihlal etti. 29’u çocuk, 10’u kadın olmak üzere toplam 66 sivili vahşice katletti. Esed rejimi ve destekçilerinin son saldırıları sonucu en az 4500 sivil yerinden edildi. Saldırılar devam ederse 250 bin sivil güvenli bölgelere sığınmak için göç etmek zorunda kalabilir. Suriye’de 10 yıldır ihanet zincirlerine yeni halkalar ekleniyor. 


Malum biliyorsunuz Türkiye, Rusya ve İran arasında 4-5 Mayıs 2017 yarihlerinde gerçekleşen Astana toplantısında bazı kararlar alınmıştı. Suriye’nin 4 ayrı sahasında “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturulmuş ve ateşkesler ilan edilmişti. Bu bir tuzaktı ve gerginliği azaltma bölgeleri Rusya’nın hava saldırıları, İran’ın kara desteği ve Türkiye’nin muhalifleri yanına çekmesiyle tek tek düştü ve devrim İdlib’e sıkışıp kaldı. Astana toplantılarında ve Moskova-Ankara hattında yapılan Putin ve Erdoğan görüşmeleri sonrası alınana karar ve uygulamalar ile Suriye’nin kuzeyi parça parça Esed rejiminin eline geçti. ABD siyasi planını Cenevre’de sonuçlandırmak için ateşkesin korunması istiyor. Rusya ise bir an önce ABD’nin kendisine biçtiği rolün sona ermesi ve bölgeden çıkmak için saldırılar düzenliyor. Tüm bunlar olurken Türkiye’nin bölgede konuşlu silahlı kuvvetleri sık sık saldırılara maruz kalıyor Kıymetli Müslümanlar! Rusya ve Esed rejiminin saldırılarında onlarca asker katledildi. Ayrıca ABD tarafından binlerce tır silahla teçhiz edilen YPG tarafından sık sık taciz ediliyor Türkiye... Türkiye YPG ve PKK’nın saldırılara misli ile karşılık verildiğini söylüyor ama diğer taraftan da ABD’nin YPG’yi beslemelesini izliyor. Terör örgütü sınırın dibinde cirit atarken Mehmetçik eli kolu bağlı saldırının ne zaman nereden geleceğini bekliyor. Suriye sınırında durum böyle iken Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk askerini binlerce kilometre ötedeki topraklara ABD’nin çıkarları için gönderiyor. Bunu da Türkiye bölgeye ve hatta dünyaya nizam veriyor diyrek pazarlıyor. Libya’da, Afganistan’da, Azerbaycan’da, Afrika’da operasyonlar düzenleyen, askeri yardımlar yapan Türkiye, sınırının dibindeki terör yuvalarını yerle bir edemiyor. Hem de Mehmetçiğe saldırılar düzenlendiği halde. 


Bu çelişkinin sebebi nedir? Kuzey Irak’a hava saldırıları düzenlenirken, Kuzey Suriye’de YPG’ye karşı eliniz kolunuz neden bağlı? Neden bağlı biliyor musunuz? Çünkü ABD’nin direktifi ile Fırat Kalkanı Harekatı başlatıldı. O olur vermeden Barış Pınarı harekatı yapılamadı. Hep ABD sizden istedi siz yaptınız. Türk askeri ABD istedi diye Suriye’ye gönderildi, yine ABD’nin isteği ile Libya’da bulunuldu, şimdi ABD istiyor diye Afganista’da nöbet tutulacak. Peki siz YPG ve PKK’dan desteğini çek diye defalarca kez ABD’ye çağrı yaptınız. ABD sizin bu isteğiniz yerine getirdi mi? Hayır! Aksine daha fazla yardım ile terör örgütlerini besledi ve destekledi. O besledikleri şimdi Suriye sınırında Türk askerlerine saldırı düzenliyor ve ocaklara ateş düşüyor. Artık aklınızı başınıza devşirin kim dost kim düşman görün!


Kıymetli Müslümanlar Sayın Basın Mensupları!
Suriye demişken Türkiye içindeki Suriyeli mülteci düşmanlarına da burana bir kaç söz etmek istiyorum. Hatırlayacaksınız kısa süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Suriyelileri ülkelerine göndereceğiz" açıklaması yapmıştı. Dün de CHP'li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, kentte yaşayan yabancı uyruklu kişilerin su faturası ve katı atık vergisi ücretlerine 10 kat zam yapacaklarını açıkladı. Bu şahıs yerel seçimler öncesi "Bolu’da Suriyeli görmek istemiyoruz" demiş ve belediye başkanlığını kazandıktan sonra Suriyelilere verilen gıda yardımını da kesmişti. CHP liler gibi İYİ Parti üyeleri de sürekli Suriyeli Müslümanlar hakkında yalan haberlere dayalı propaganda oluşturarak düşmanlaştırma siyaseti güdüyorlar. Seçim stratejisini Suriyeli düşmanlığı üzerine bina edip Suriyeli Müslümanları alenen hedef gösteriyorlar. Biliyoruz ki onların asıl hasmı İslam’dır, Müslümanlardır. Onlar Ümmet sözcüğünden nefret ederler. Müslümanlar yakınlaşıp, yardımlaşınca kahrolurlar. Allah Subhanehu ve Teala’nın “Müminler ancak kardeştir” kelamına alerji duyarlar. Bunlar hiç değişmediler hiç. Boraltan köprüsünde Müslüman Azerileri gavur Moskof’a teslim edenler, bugün Suriyeli Müslümanları yine gavur Moskof’un desteklediği Şam kasabı Esed’e teslim etmek için gün sayıyorlar. Müslümanları sırtından vurmak için fırsat kolluyorlar. Varsa yoksa İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık. 


SAHTE TELEGRAM HESABINDAN BİLGİ NOTU OLUŞTURULDU 
Toplantımızın sonunda sizlere ve tüm kamuoyuna skandal bir gelişmenin, bir uygulamanın haberini vererek sizlere veda etmek istiyorum. Emniyet Genel Müdürlüğpü’nün Hizb-ut Tahrir hakkında hazırladığı bir bilgi notudan bahsedeceğim. Skandal diyorum, skandal olduğu kadar gülünç ve komik bir bilgi notundan bahsediyorum. Niye böyle konuşuyorum biliyor musunuz? Çünkü şimdi anlatacaklarım Türkiye’de halkın emniyet ve güvenliğini sağlayan bir kurum tarafından gerçekleştirildi. 


Emniyet Genel Müdürlüğü 5 Mayıs 2021 tarihinde mahkemelerde aleyhte delil olması ve emniyet birimlerinin teyakkuza geçmesi için Hizb-ut Tahrir hakkında bir bilgi notu hazırladı. “Açık Kaynak Araştırması” konulu bu bilgi notunu 81 İl’in Emniyet Müdürlükleri’ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri’ne dağıtımını yaptı. Peki bu bilgi notunda Hizb-ut Tahrir ile ilgili ne var? 5 Mayıs 2021 tarihinde “Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti” isimli bir Telegram hesabından -bu telegram hesabı gerçek bir hesap değil yani Hizb-ut Tahrir’in tarafından açılmış ve aktif olarak Hizb-ut Tahrir tarafından kullanılan resmi bir hesap değil- “Genel Komutanlık” imzalı bir fotoğraf dosyası yayınlamış. Bu fotoğraf dosyasında da güya Hizb-ut Tahrir’in Suriye’de askeri kanadının olduğu beyan edilmiş! Daha durun bitmedi, güya Hizb-ut Tahrir’in Suriye’de bulunan bu askeri kanadı, icat ettiği bir füze savarın Çin menşeli füzelerle yüzleşmeye hazır olduğu beyan edilmiş. Bakın Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bilgi notunda aynen şöyle geçiyor: “Örgüt tarafından söz konusu füzelerin rotasını saptırabilecek veya engelleyebilecek nitelikte lazer parçalarla donatılmış önlemler alındığı şeklinde paylaşımların yer aldığı tespit edilmiştir.” Hizb-ut Tahrir Çin füzelerinin rotasını saptırabilecek, engelleyebilecek özellikte hemde lazer parçalarla donatılmış bir füzesavar sistemi icat etmiş bunu da bu telegram hesabından güya ilan etmiş. 


Güler misin ağlar mısın? Kıymetli Müslümanlar Sayın Basın Mensupları
Allah aşkına Hizb-ut Tahrir’i tanıyan bilen herkes bu sahte telegram sayfasında ironi yapıldığını bilir ve anlar. Azıcık bizi tanıyan herkes, silahlı mücadeleyi reddeden, fikir ve görüşlerini, yazarak, konuşarak, basın açıklamaları ve kitaplar yayınlayarak beyan eden Hizb-ut Tahrir’i karalamak için böyle bir sayfanın hazırlandığını anlar. Bu telegram sayfasında yapılan diğer paylaşımlarda başka neler var biliyor musunuz? Kağıttan yapılan roket ve tekneler ile Hizb-ut Tahrir’in askeri kanadının Rusya ve Çin’i tehdit eden açıklamaları varmış. Düşünebiliyor musunuz? Kağıttan uçaklar, gemiler... Daha bitmedi, lazer yazıcılar, toner ve kartuşlar, yazıcı bölükleri, sosyal medya nöbeti, duvar yazıları gibi ironi içeren saçma paylaşımlar yapılmış emniyetin bilgi notuna dayanak yaptığı bu telegram sayfasından. 


Şimdi bu hesabın Hizb-ut Tahrir’i karalamak için açıldığı aşikar öyle değil mi? Bu ve bunun gibi sahte Telegram hesaplarında bu tür paylaşım yapan kişiler, Hizb-ut Tahrir’in şiddete ve silaha karşı duruşunu yermek, bizi karalamak için ironi yapmışlar. Telagram sayfasının sahte, paylaşımların ironi içerdiği apaçık ortadayken hazırlanan bilgi notu ile Hizb-ut Tahrir’i silahla ilişkilendirmek abesle iştigaldir. Kaldı ki kıymetli Müslümanlar! Bu tür yayınlar, Hizb-ut Tahrir’in şiddetten uzak siyasi ve fikri duruşundan duyulan rahatsızlığın apaçık bir göstergesidir. Öküz altında buzağı arama derdindeki mahfillerin, Emniyet Genel Müdürlüğü aracılığıyla böyle bir girişimde bulunmaları, İçişleri Bakanlığı ve ilgili devlet kurumları açısından tam bir skandaldır. Emniyet Genel Müdürlüğü, böyle ucube bir bilgi notunu İl Emniyet Müdürlükleri’ne göndermeden önce bu sayfayı ve paylaşımları tetkik ettimeliydi. Hizb-ut Tahrir’in tertemiz tarihi, berrak fikirleri ve değişmez metodunu bilen herhangi bir memuruna bu sayfayı tetkik ettirip içeriğinden emin olsaydı böyle bir skandal yaşanmazdı. 
Ama öyle yapılmadı. Emniyet mal bulmuş mağribi gibi faili malum kişilerin ironik paylaşımlarından medet umdu. Hizb-ut Tahrir aleyhinde delil oluşturmaya çalıştı, mahkemeleri yanlış yönlendirmeye kalkıştı. Sahte bir telegram hesabından yapılan komik ve ironik paylaşımlar ile Anayasa Mahkemesi’nin Hizb-ut Tahrir ile ilgili verdiği hak ihlali kararlarını geçersiz hale getirmek için çaba sarfetti. Dolayısıyla şunu açıkça ifade ediyoruz: Bilgisizlik, tecrübesizlik, cehalet ya da artniyet ile izah edilecek bu bu bilgi notunu hazırlayanlar hakkında bakanlık gereğini derhal yapmalı ve sorumlular ile ilgili soruşturma başlatmalıdır. İyi bilinmelidir ki, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bilgi notunda geçtiği şekliyle Hizb-ut Tahrir’in “Çin roketlerini engeleyecek lazer parçaları ile donatılmış “kağıttan” bir roketi” yoktur. Zira kağıttan roket olmaz, Hizb-ut Tahrir’in de silahlı kanadı olmaz, bunu aklınıza koyun. Hizb-ut Tahrir’i terörize edemezsiniz, Hizb-ut Tahrir’i terör ve şiddetle asla yanyana getiremezsiniz. Hizb-ut Tahrir kurulduğu 1953 yılından beri faaliyet gösterdiği hiçbir ülkede silahlı bir mücadeleye başvurmamıştır bundan sonra da başvurmayacaktır. Dolayısıyla ne yerel mahkemeler ne istinaf ne de Yargıtay; Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bu skandal bilgi notunu asla dikkate almamalıdır. Emniyet Genel Müdürlüpğü’nün düştüğü gülünç duruma yargı organları kesinlikle düşmemelidir. Yerel ahkemeler ve Yargıtay Anayasa Mahkemesi’nin Hizb-ut Tahrir hakkında verdiği ihlal kararlarını  tüm kişiler için esas almalı ve yeniden yargılamalar dahil tüm diğer yargılama dosyalarında emsal kabul etmelidir. Kamuoyuna bu hatırlatmayı şunun için yapıyoruz; bir taraftan Emniyet Genel Müdürlüğü bu tezviratı tasdik ve tamim ederken, diğer taraftan da ilk derece mahkemeler, Anayasa Mahkemesi’nin 8 ayrı hak ihlali kararına rağmen hukuku ayaklar altına alarak Hizb-ut Tahrir’e yönelik yargı zulmüne devam ediyorlar. Hak ihlali kararlarındaki gerekçeyi ortadan kaldırmadan, Hizb-ut Tahrir’i terör ile ilişkilendirecek maddi hiçbir delil ortaya koyamadan ezber ve şablon cümlelerle ceza yağdırmaya devam ediyorlar. Bu apaçık hukuku ayaklar altına almaktır, bu apaçık düşmanlıktır ve zulümdür.


Hatırlayın, Allah Rasulü [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] de haksızca nice karalamalara, iftiralara ve yalanlara maruz kalmıştı. Şimdi ey yetkililer, ey yargıçlar, ey yöneticiler! Ya tarafınızı seçin! Aleyhinize olsada,i hoşunuza gitmese de, hakkın ve adaletin terazisinden şaşmayın! Ya da eğer bunu yapmazsanız Allah Rasulü’ne çamur atmaktan vazgeçmeyen İslam düşmanlarına benzeyeceksiniz. Bunu çok iyi bilin!


Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
27 TEMMUZ 2021

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.